lekesiz idrak.

Archive/RSS/Ask/Submit

lekesiz idrak. "en küçük şeylerin bana çile çektirmekte ne kadar mahir olduğunu gayet iyi bildiğim için, küçük olmalarına bakmadan onları nerede görsem tereddütsüz kaçarım. benim gibi bulutun önünden güneş geçti diye üzülen bir insana bu karanlığın, her daim kendi varlığıyla örtülü olan günün elem vermesi mümkün müdür?
yalnızlığım bir mutluluk arayışı değil, çünkü yapımda yok mutlu olma yeteneği; hiç kaybetmemiş olanlar dışında kimsenin elde edemeyeceği huzur da değil peşinde koştuğum; bir uyku arayışı benimki, bir silinme isteği, utangaçça bir reddediş."

Navigation

Following

aybengulerimazizmagnoliazeroingcigdemaygungrimavierhanblcvoguesimmmsimmmtmagazinefromscandinaviawithlove8secondsbeforesunrisemuzikatalogbeyzabalikcemmumcuannemerabalimonatabebekuzunmetrajokursanyazariminsanlarcokgaripmirilmirilhicisleriimrecebecimeymanburnumakiyoralicankoymenvaytnoyzdenizkokankadinj309jolafurarnaldskaypbalkrakierkenkaybedenfeyyazyigitburaknebuolummisschihiroomurdemiralsenanlamazsannisaneskisigrizamanzarfipcaulfieldomercandumanemiravcilarusendimsimdiderinsadecekamayoneziseverimdeltoidheaddenizbalkanlicunkudianesperzonabubenimpartimkarmagnolahnecthaozgurbiberannatoprakhoanesmalmelyargierelbenyaptimolduultimareinaweareaaronmavikalplikadinherbokubilenadamsecondslikehourslimbikhaneekareshafaktranslatem-c-qeloisinjartiyerisalibennakuslarolurseyereduserlertevfiktugbekgrihirkaozanonenbenkimimservisdisiamipsihareket2muchmediamehmetaliilhanbilgileakskafasermayesipsychologyrelatedprotestosteronbarparildarnedintzclockwrongorange

yazmayalı çok oldu Paul, biliyorum.

ama…tam olarak ne yaptığımı ben de bilmiyorm, sadece hayatı yaşıyorum; kısa vadeli planlar, kısa vadeli hazlar.

sanırım böyle iyiyim.

bir süre.

anlatacak çok şeyim vardı aslında, kimse dinlemeyince sustum. 

umrum geniş

(bazı konuşmalar, bazı karakterler)

-suskundun uzun zamandır, ne oldu?

 iyi biriydi. belliydi zaten buralardan olmadığı, ne teni buralı gibi kokuyordu, ne aklındakiler. biraz bozuktu aksanı, kelimeler yanlış ya da yetersizdi ama anlıyordum onu. 

gülümseme hemen. benim için anlamlı biri değil. değerli olabilir ama anlamı yok. ne buruk bir ifade anlamsızlık! küfür etmeme alınır da buna alınmazlar..anıma kokusu sinmişse ona değer veririm, hepsi bu. benim için değer vermek; bir öğretmen için deftere yıldız atmak ne kadar önemliyse, o kadar önemli ve sıradan, olması gerektiği gibi.. ama öğrenci yıldız alınca mutlu olup, açıp açıp bakıyor. işte sen kur bağlantıyı.

bozulma hemen dinle; seninle konuşurken cümlelerimin anlamları ile içine nefes dolan egon, bir bilse sana söylediklerimin aklımdan geçenleri susturmaya çalıştığını…her an çirkinleşmeye hazır karakterinle muhabbeti kısa tutmak için en alımlı cümlelerimle samimiyetsizliğimi gösteriyorum, elbette ki farkında olmadığın için çirkinliğinden, bu epeydir gülümseyen yüzümün ironi olduğunu  anlayamadın.

-adı..

adı yok. sadece hafızamda birkaç anı, o kadar.

ezberi var diye papağana bile böyle davranacağımı bilseydi acaba yine kabarır mıydı saf göğüsü.

neredeyse iki aydır tatil yapıyorum, bulunduğum yerden ihtiyaç haricinde pek kalkmadım. televizyon sadece belgesel, çekici ekonomistler ve bugün ne giysem izlemek için açıldı.internette ted.com, 9gag, diziport, vimeo ve wikipedia’ya tıklama rekoru kırdım. yalnızca 2 kitap okudum, birine de dün başladım. 4 film izledim. geçen sene bu dönem tam 32 film izlemiştim. 30’dan fazla belgesel, 20’den fazla konferans, 40’tan fazla doğa videosu izledim. ilk ay çok, ikinci ay az uyudum. kayağa gitmemi saymazsam hiç spor yapmadım. chinawoman dışında pek müzik dinlemedim. hiç yazı yazmadım. gece içmeye 4 kere çıktım. bir iki insan dışında kimseyle buluşmadım, mesajlaşmadım, telefon görüşmesi yapmadım.
bu tatili 47.5 kilo ile tamamladım.

neredeyse iki aydır tatil yapıyorum, bulunduğum yerden ihtiyaç haricinde pek kalkmadım. televizyon sadece belgesel, çekici ekonomistler ve bugün ne giysem izlemek için açıldı.internette ted.com, 9gag, diziport, vimeo ve wikipedia’ya tıklama rekoru kırdım. yalnızca 2 kitap okudum, birine de dün başladım. 4 film izledim. geçen sene bu dönem tam 32 film izlemiştim. 30’dan fazla belgesel, 20’den fazla konferans, 40’tan fazla doğa videosu izledim. ilk ay çok, ikinci ay az uyudum. kayağa gitmemi saymazsam hiç spor yapmadım. chinawoman dışında pek müzik dinlemedim. hiç yazı yazmadım. gece içmeye 4 kere çıktım. bir iki insan dışında kimseyle buluşmadım, mesajlaşmadım, telefon görüşmesi yapmadım.

bu tatili 47.5 kilo ile tamamladım.

“Fazla gereksinim duymam insanlara. Beni doldurmazlar, boşaltırlar. Kimseye saygı duymuyorum. Böyle bir sorunum var.”

Charles Bukowski

bazen

daha fazlasını istemem.

543

yıllardır yalnızlık, ego, kız-erkek ilişkileri, politika, moda, yetersiz toplum bilinci ve gen dışı akıl sorunları ile ilgili yazıyor ve düşünüyorum. yüzlerce tezim var, çoğu da teoride kusursuz, pratikte luzumsuz. 

ama en karlısı 25’ kadar:

780

birini tanımak değil tanımaya çalışmak daha önemli sanki.  

tabi şu ‘en çok hangi rengi seversiiiiğn’ saçmalığından bahsetmiyorum. bence tatlı olan sorular sormadan onun kim olduğunu hissetmeye çalışmak, ayrıntılarda ona dair şeyler bulmak. belki de tamamen yanlış sonuçlarla, ık mık, emin de değilim aslındalarla ondan bahsetmek.. 

(çok romantiğim)

ama bunun adı ilişki olmuyordu değil mi,

ah pardon; ben ‘biz birbirimizi -çok iyi- tanıyoruz’ donesinin, ‘iyi ilişki’ demek olduğunu, aksi takdirde diğerlerinin; eğlenme, takılma, lagaluga olarak adlandırıldığını es geçtim(!)

birbirini tanımak da yüzlerce soru sorarak olur değil mi? sanki röportaj yapar gibi. *smilingface*

hangi film

hangi renk

en sevdiğin blah blah

en korktuğun zjzpazjlazal

tam anlamı ile saçmalık…

kaç kişi annesini tanımak için en sevdiğin renk ne diye sorar ki?  evet hediye alacaksam ve hala anlayamadıysam sorarım -çaktırmadan!

tanımaya çalışmak, zaman ve istek bunlar anahtar kelimeler.

şöyle bir dünya olabilir mi, mesela: aşkım seni hemen tanımak istiyorum?!?

ehm.

şey..

neyse.

2347

çileğin tadına hiç bakmadım, sadece yedim…

severim de.

hatta sorsalar çok severim derim.

acaba pek çok ilişki böyle olabilir mi?

ben ve çilek gibi.

kendinden emin ama aslında eksik.

olması gereken temel şeye dikkat edilmemiş.

o eksik.

gözden kaçmış ya da akla gelmemiş.

ve sonra ilişki bitince o çok bilmiş ‘zaten’ler devreye giriyor.

belki de bu yüzden.

bence olabilir.

avcumun içi hep -biraz- nemli, parmaklarım soğuktur.

saatlerce kitap okuyabileceğim bir hamağın hayali.

buz gibi, bir şişe beyaz şarap.

sarhoş olana kadar okumak istiyorum.

klasik müzik tercihim, fakat boğuk bir saksafona ve balgamlı bir sesin hüznüne de hayır demem.

vanilya kokan bir tütsü, ama kokusu başımı ağrıtmasın.

şu yaprak seslerinden mutlaka olsun.

kuş ötmesin.

insan olmasın.

hizmet, statü, çeşit, sınıf istemiyorum.

etrafta sinek olacaksa, hareketlerini izleyebileceğim bir yerime konsun ve hemen uçup gitmesin.

şöyle bir yer olsun;

ya da şöyle;

birkiü.

uzaklaşmak ; anılarıma, acılarıma, şefkatime geçen zamanımı hediye edip gitmek, geri gelmeyeceğimi bilerek, burada akıllarda imgelenen ismime son vermek istiyorum.

loş ışıklar altında kendimi bulmaktan, fark ettiklerimin acısından, sorularımı anlamsız kılan insanlardan sıkıldım artık. anlaşılamamak beni tüketti, kirli düşüncelerin hepsi binlerce böcek gibi vücudumun içinde her gün beni zehirliyor. şişkin egoların; duyarsız, bencil, şevkatsiz hislerinde boğuluyorum. ne bileni ,ne bilmeyeni çekebiliyorum artık..

gerçekler o kadar yanlış yerlerde tüketildi ki, her cümlem klişe ile doluyor artık.kendimi ifade etme biçimimken övündüğüm, artık onu bile sevmiyorum bu yüzden.

kendime sığamıyorum.

tutunmaya çalışmaktan çok yoruldum. -yavaş yaşamak istiyorum, çıldırmış gibi ordan oraya koşmadan,birilerine laf yetiştirmeden,kendimi kanıtlamaya gerek duymadan.. bazen sessiz, bazen çok gürültülü, bazen yalnız bazen de büyük kalabalıklar içinde ama her zaman yavaş ve huzurlu bir yaşam istiyorum ve mümkünse sadece farkında olanlarla.

duygu ve düşünceleriniz göğüs kafesinizde bulunur.

buldum

biri giderken neden hep geride kalmış gibi hissediyorum?

belki o giderken, ben de gidiyorumdur…ama yok,  his olarak ben duruyorum ve birileri yürümeye devam ediyor. acaba ben hep duruyor olabilir miyim? ben duruyorum ve birileri uğrayıp devam ediyor?

sanki böyle daha iyi oldu. evet,

ben hep duruyorum.

yani ben aslında işlevsizim.

yani ben sizin hayatınız için varım.

ben işlevsizim.

sadece hayatınızda biraz da benden bahsedin diye ben yaratılmışım. beni görüp karalayın diye varım. beni görüp, bir çay için sonra devam edin diye varım. beni görüp yanınıza alamayın ve sonra nefret edin diye varım.

beni yanında götürmek isteyen olur mu?

olmaz değil mi? çünkü ben sadece size anı olsun diye varım.

ben yalnızca durmak için, siz yola daha keyifli devam edin diye varım.

ben duruyorum.

yoksa neden kalayım değil mi?

doğruyu buldum. doğru sizin gittiğiniz, benim geride kaldığım.

çünkü ben sadece duruyormuşum.

kedim hakkında.

-kendim olmaya karar verirsem buralardan gitmem; bildiğim insanlardan, adına anne, baba dediklerimden bile uzaklaşmam gerekir.

-susarken kendini, konuşmaya başladığında bilmediğini belli edenlerden; bilmediğim mimiklere, anlamayacağım kelimelere geçmem lazım ki sizi anlamayı bırakabileyim.

 -bu şehri seviyorum, çünkü kuşlar var. ve ben kuş sevmem..ama kuş benim için çok şey ifade ediyor, özgürlük dışında. hayatımdaki kargaşanın en basit örneği bu; kuş.

 -boğulmak, kusmak, kirletmek, öldürmek, sıkmak…kasvetli kelimeleri severim.

-ben hiç kötü kalp görmedim. 

-herkes hayatımdan şuan çıksa, umrumda olmaz..çünkü dün umrumu sattım.

-ben kendime değer almayı unutmuşum. hala daha bilmem nasıl alınır ve sahibi olunur.

-ben ve mastürbasyon arasındaki enteresan ilişki.. insanın kendi ile mutlu olamayacağına küçük yaşta  inanmamla alakalı olmalı, bunca yıl farkında bile olmayışımın başka açıklaması olamaz. 

-peki ya insanın asla yetinmeyeceğini bilmem ne olacak. hem kendimle mutlu olamayacak, hem de karşımdaki ile yetinmeyecek miyim. öldürün bizi! 

-gül/ diken/ sevmek.  ıyh, kötü bir metafor bu, hiç beğenmiyorum. ayrıca insan zaten dikeni fark etse sevmezdi, fark ettiğinde de siktir eder zaten, öyle değil mi?  insan böyledir. muhtemelen ben bir deneyim.

-tehlikeliyim galiba. en çok da ilişkiler söz konusu olduğunda. benden tavsiye almayın. sizin ahlakınız bozulur; ilişki ahlakı..ilişki ahlakında gurur, onur, hırs, yalan var. bende ise gerçekler, duygular ve aldatma. ilişkide her zaman kazanır, kendiniz olduğunda kaybedersiniz.

-lekesiz bir idrak’a sahip olduğum doğru.

-her şey karşı cins için, yüzünüz bile.

-yemek sepetine bile inanıyorum ama lezbiyenliğe inanasım gelmiyor. biz kadınlar zaten güzel olana ilgi duyarız. hepsi bu.

-sevgili. sev kökü ile türemiş en manasız şey sanırım. sev-gi peki -li ne? saçmalık. ama sevgilim denince içim bir hoş oluyor. insan işte. salak bir varlık.

-hak insanın üstüne giyeceği ya da bineceği bir şey ise, onun kabaran göğsünde taşır. keşke doğa ve hak ile bir bağlantı kursaydın insan. 

-sigara kullanmıyorum, mentollü ise içerim.

-kırmızı şaraba küstüğüm doğru. 

tam burada olmak istiyorum,  gece olana kadar.